TARİHTE GÜMÜŞ

Mikroorganizmalar soluduğumuz havada, vücudumuzda, toprakta ve temas ettiğimiz bütün yüzeylerde bulunmaktadır. Özellikle bakteriler, virüsler ve mantarlar enfeksiyon, hastalık, koku gibi sağlıkla ilgili problemlerin armasını sağlar. Mikroorganizmaların zararları çok eskiden beri bilindiği için bu alandaki uygulamalar da eskidir. Mısırlıların mumyaları sardıkları kumaşları korumak amacıyla kullandıkları inorganik tuzlar, baharat ve bitkiler bu konudaki en eski uygulamalardandır. Eski Çinlilerin de benzer uygulamaları yaptıkları bilinmektedir. 1970’li yıllarda çin’in başkenti Şangay’da yapılan arkeolojik keşifler, ipekten yapılmış tekstil materyallerinin binlerce yıldır çok iyi korunduğunu açığa çıkarmıştır.

silver

Antik medeniyetlerin, gümüşün faydaları konusunda yeterince bilgili oldukları ve gümüşü günlük hayata daha çok dâhil ettikleri görülmekte. Öyle ki, eski zamanlarda gümüş, yanıkların, kesiklerin tedavisinde, eşyaların dezenfekte edilmesinde vs. kullanılmaktaydı. Romalıların küçük yaraları ve kesikleri gümüş parçacıklarıyla tedavi ettiği bilinmektedir. Yine aynı dönemlerde varlık göstermiş medeniyetlerden Greeklerin ise içtikleri bardakları bakterilerden temizlemek için gümüş kullandığı rivayet edilmekte. Ayrıca Roma döneminde sadece gümüş kaplarda su taşıyan askerlere savaşa gitmeye izin verilmişti. çünkü Romalılar gümüş kapların suyu temiz ve saf tuttuğunu biliyorlardı.

14’üncü yüzyılda Avrupa’yı kasıp kavuran ve Avrupa nüfusunun yüzde 25’inin hayatını kaybettiği kara vebadan sadece çingeneler etkilenmemişti! Neden mi? çingenelerin tedavi amacıyla gümüşü küçük partiküllere ayırıp açık bir damardan vücuda verdikleri biliniyordu. Partiküller kan dolaşımı sayesinde bütün vücuda yayılıp bakteri ve virüsleri yok ediyordu.

Gümüş, 20. Yüzyılın başlarında modern tıbbın da ilgisini çekti. Dönemin önemli doktorları, gümüşün vücuda etkileri üzerinde araştırmalar yapmaya başladı ve bazı hastalıkların tedavisinde gümüş kullandılar. Kolloid gümüşün anti bakteriyel özelliğe sahip olduğu, yine bu dönemde yapılan ve yayınlanan araştırma sonuçlarında ilk kez ortaya koyulmuştur. Enfeksiyon riskine karşı önlem alınması gereken durumlarda, gümüşün anti mikrobiyal özelliğinden yararlanılmaktadır.

Bilindiği kadarıyla gümüş, pek çok bakteri türünün DNA’sını bozabilmekte. Bu sayede gümüş, mayasıl, vücudun çeşitli yerlerinde görülen kaşıntı, sedef hastalığı ve ayak kokusu gibi sorunların tedavisine yardım edebilir.

Kullanılan ilk antibiyotik madde olduğu tahmin edilen gümüş bugün de çeşitli ilaçlar, yara üzerine uygulanan bandajlar gibi araçlarda kullanılmakta. Örneğin, gümüş içerikli göz damlaları, yeni doğan bebeklerde göz enfeksiyonu riskine karşı kullanılıyor. Gümüş, oldukça yüksek oranda kızılötesi ışınları yansıtır. Bu oran yaklaşık olarak %95 civarındadır. Yani, gümüşle temas eden radyoaktif enerjinin %95’i, gümüşe etki etmeden kaynağa döner.

Dijital dünyanın realite yerine geçmeye başladığı günümüzde gümüşün bu özelliği aslında oldukça önemli. Radyasyona karşı gösterdiği bu tepki nedeniyle gümüş, elektronik cihazların olumsuz etkilerine karşı belli derecede koruma sağlayabilir. Bu, fiziksel sağlık için olduğu kadar, zihinsel durumun dengelenmesi ve psikolojik sağlık açısından da önemli.